Yeni yılın ilk gününün 1 Ocak olmasının mevsimsel bir nedeni yoktur. Günümüzdeki modern kutlamalar aslında eski Roma geleneklerinden kalmadır.  Ocak ayının İngilizce kelime karşılığı “January”, Eski Roma Tanrısı “Janus”dan gelir ve “Başlangıç Tanrısı” olarak bilinir. Fotoğrafta görüldüğü gibi Janus’un iki yüzü vardır. Bir yüzünün geçmişe bir yüzünün geleceğe baktığına inanılır.

Bu yıllarda 4 Ocak gününde dünyamız Güneş’e en yakın olmaktadır. Buna karşılık, yeni yılın ilk günü 16. yüzyılda 1 Ocak olarak kabul edilirken, o yıllarda yeni yıl başlangıcı Yer’in Güneş’e en yakın olduğu tarihle ilişkilendirilmiş olabilir.

En eski kayıtlara göre yeni yıl kutlamaları ilk defa Mezopotamya’da yapılmıştır. Eski kültürlerin çoğu 21 Mart ilkbahar ılım noktasını (ekinoks) yılın başlangıcı olarak kabul ederken eski Mısırlılar ve Persler için bu tarih 23 Eylül sonbahar ılımına denk gelir.

Günümüzde kullandığımız takvim, kusursuz bir takvim değildir. Bugüne kadar farklı uygarlıklarda kullanılan değişik takvimlerin hiç biri de mükemmel değildi. Hepsi de takvimin temelini oluşturan “Güneş Yılı” ile karşılaştırıldığında, saniye, dakika veya gün mertebesinde hatalar veriyordu.

Bugün kullandığımız miladi takvim (veya Gregorian takvimi) 1582 yılında Papa XIII. Gregory tarafından düzenlenmiş ve ilk defa İtalya, Polonya, Portekiz ve İspanya’da kullanılmaya başlamıştır. Bu takvimin uzunluğu aslında bir “Güneş Yılı” nın uzunluğuna denk getirilmeye çalışılmaktadır. Güneş yılının tam değeri 365.242199 gün olup, dünyamızın Güneş etrafındaki bir tam turu için geçen süredir. Ama bu değer, gezegenlerin etkisi yüzünden yıldan yıla değişir.

Kullandığımız miladi takvimin uzunluğu ise 365.2425 gün olup güneş yılından 27 saniye farklıdır ve bu fark, takvim yıllarına eklemeler yapılarak giderilmeye çalışılır.

Miladi takvim içinde ay uzunlukları da 28, 30 ve 31 gün olarak değişir. Milattan 46 yıl önce Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar), o zaman kullanılan takvimde bazı değişiklikler yaptı. On bir ayı, 30 ve 31 gün olarak iki şekilde düzenledi. O yıllarda takvim başlangıcı Mart ayı olduğu için, yılın son ayı olan Şubat’a 29 gün verdi, her dört senede bir Şubat’a bir gün ilavesini kabul etti.

Daha sonra, Ocak ayını, yılın ilk ayı olarak ilan etti. Bu durumda Şubat ayı, yılın ikinci ayı olmasına rağmen, 4 yılda bir, 1 gün ekleme kuralı değiştirilmedi.

Romalılar, Julius Caesar’ın ölümünden sonra, imparatorlarının anısına, 31 gün uzunluğundaki Temmuz ayının ismini July olarak değiştirdi.

Ondan sora tahta çıkanlardan, Augustus, Ağustos ayının adını kendi ismi ile değiştirerek, bu aya August adını verdi. Ancak, Sezar’m ayı 31 gün, Augustus’un ayı ise 30 gün çekiyordu. İmparator, 29 gün olan Şubat ayından bir gün alarak Ağutos’a ekledi. Böylece iki ay da eşitlenmiş oldu.

Uygarlıklar boyunca zamanın belirlenmesi, Güneş’in ve Ay’ın gökyüzündeki dönemli ve çevrimsel hareketlerine göre yapılmıştır. Ancak, güneş sistemi içindeki dinamik yapı, onların hem dolanım hem de kendi eksenleri etrafındaki dönüş hareketlerini etkilemekte ve ölçülen zamanı değiştirmektedir. Dolayısıyla “doğru takvim” çalışmaları tüm uygarlıklar için hep önemsenmiştir.

Binlerce yıl sonra kabul edilecek yeni takvimlerin sorumlusu yine gök cisimleri olacaktır.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir